® (¯`·.¸.->Anasayfa
http://www.ehliyol.tr.cx

Selamun Aleyküm. Sitemize Hoşgeldiniz...




Sitemizden Yararlanmak İçin Giriş Yapın veya Kayıt Olun...




Hayırlı Vakitler Geçirmeniz Dileğiyle...


Anasayfa­SSS­Arama­Üye Listesi­Kullanıcı Grupları­Kayıt Ol­Giriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
MP3 PLAYER
MENZİL

En son konular
» Gerekmez, sen teslimiyet imtihanını kazandın
Perş. Mart 18, 2010 2:01 pm tarafından mehmet saki

» menzil.eniyiforum.org
Salı Mart 16, 2010 10:20 am tarafından Anonymous

» www.bilvanisi.de
C.tesi Mart 13, 2010 3:14 pm tarafından ~hafii~

» SADAT-I KİRAMIN İSİMLERİ
Perş. Mart 11, 2010 2:41 pm tarafından Anonymous

» BANA BAKTI
Salı Mart 09, 2010 6:56 pm tarafından edeplazım

» Tövbenin ücreti
Ptsi Mart 08, 2010 6:12 pm tarafından aşka talip

» mürşit eli...
Ptsi Mart 08, 2010 6:11 pm tarafından aşka talip

» kibar sofi..
Ptsi Mart 08, 2010 6:08 pm tarafından aşka talip

» Gavs hz.lerinin Zikir Hakkindaki Bütün Sohbetleri
Ptsi Mart 08, 2010 12:42 pm tarafından Anonymous

BİR DUA
BİR HADİS
NAMAZ VAKİTLERİ
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

 KAHRAMAN BİR KADIN HZ. NESİBE

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ravzam



Mesaj Sayısı: 21
Kayıt tarihi: 18/10/08

MesajKonu: KAHRAMAN BİR KADIN HZ. NESİBE   Salı Ekim 28, 2008 1:33 pm

[size=18][color=green]Ammâre adında oğlu olduğundan, Ümm-ü Ammâre diye çağrılan, Ka'b kızı Nesibe'nin omzundaki bir iz, geçmişte büyük bir yara aldığının işaretiydi. Resul-i Ekrem'in (s.a.v) zamanını idrak etmemiş veya o vakitte küçük olan kadınlar, özellikle genç kızlar ve kadınlar, zaman zaman Nesibe'nin, omzundaki çukuru görüyorlar ve merakla ondan, yaralanmasına sebep olan o korkunç macerayı soruyorlardı ve Uhud sahnesinde vuku bulan ilginç hikayesini, şahsen kendi ağzından, dinlemek istiyorlardı.

Nesibe, Uhud denilen yerde kocası ve iki oğluyla birlikte, omuz omuza savaşarak Resul-i Ekrem (s.a.v)'i müdafaa edeceklerini, hiç bir zaman düşünmemişti. O, sadece, savaş meydanındaki yaralılara su ulaştırmak için bir su tulumunu yüklenmişti ve yaralıların yaralarını bağlamak için yanında kumaştan hazırladığı bir miktar da sargı bezi getirmişti. O gün, bu iki işten başka üçüncü bir iş de yapacağını düşünmemişti.

Müslümanlar savaş başlangıcında, sayı bakımından çok değildiler ve yeterli teçhizatları da yoktu. İlkin düşmanı büyük bir yenilgiye uğrattılar. Düşman kaçtı ve meydanı boşalttı. Fakat uzun sürmedi ki "Aynen" tepesindeki gözcülerden bir kaç tanesi, vazifelerinde gaflete düştüler. Düşman bu fırsattan yararlanarak geri döndü ve gece baskını yaptı. Durum değişti ve Resul-i Ekrem (s.a.v)'den, uzakta kalan Müslümanların çoğu dağıldılar.

Nesibe, vaziyeti bu şekilde görünce, tulumunu yere bıraktı ve eline bir kılıç aldı. Kah kılıçtan faydalanıyordu, kah ok ve yaydan. Sonra kaçmakta olan bir adamın kalkanını aldı ve ondan faydalanmak istedi. Bir an düşman askerlerinden birinin "Muhammed nerede? Muhammed nerede?" diye bağırdığını gördü. Nesibe hemen, oraya gitti ve ona, birkaç darbe indirdi. O adam, üstünde iki zırh giymiş olduğu için, Nesibe'nin vurduğu onca darbeler tesir etmedi. Buna karşılık adam Nesibe'nin savunmasız omzuna öyle bir darbe indirdi ki, tedavisi bir sene sürdü. Resul-i Ekrem (s.a.v), Nesibe'nin omzundan fışkıran kanları görünce Nesibe'nin oğullarından birine seslendi ve "Çabuk annenin yarasını sar" buyurdu. O da annesinin yarasını sardı. Nesibe tekrar, savaş meydanında, işiyle meşgul oldu.

Bu arada Nesibe, oğullarından birinin, yaralandığını gördü, hemen yaralıların yarasını sarmak için, yanında getirdiği bantları çıkarıp oğlunun yarasını sardı. Resul-i Ekrem (s.a.v) seyrediyordu ve bu kadının yiğitliğini gördükçe gülümsüyordu. Nesibe oğlunun yarasını sardıktan sonra, ona "Evladım, çabuk kalk ve savaşmaya hazırlan" dedi. Bu söz, henüz Nesibe'nin ağzındaydı ki, Resul-i Ekrem (s.a.v), Nesibe'ye bir şahsı göstererek, "Oğlunu vuran budur" dedi. Nesibe, o adama bir aslan gibi saldırdı, kılıçla onun baldırına, öyle bir vurdu ki, adam yere düştü. Resul-i Ekrem (s.a.v): "İntikamını iyi aldın. 'a şükür ki sana zaferi bağışladı ve gözünü aydınlattı." buyurdu.

Müslümanlardan, birçoğu, şehit oldu, birçoğu da yaralandı. Nesibe pek çok yara almıştı, sağ kalmasına fazla ümit yoktu. Uhud vakasından sonra, Resul-i Ekrem (s.a.v) düşmanın vaziyetinden emin olmak için, ara vermeden, Hamra-ül Esed'e hareket etmeleri için, emir verdi. Ordu birlikleri hareket etti. Nasibe de yarlı duruyla hareket etmek istedi. Fakat ağır yaralar onun gitmesine izin vermedi. Resul-i Ekrem (s.a.a), Hamra ül-Esed'den dönünce kendi evine gitmeden önce, Nesibe'nin ne durumda olduğunu sormak için birini gönderdi. Onun sağ olduğu haberini verdiler. Resul-i Ekrem (s.a.v), bu haberden çok mutlu oldu ve sevindi.

MEVLAM ŞEFAATLERİNE NAİL EYLESİN...(AMİN) [/color][/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

KAHRAMAN BİR KADIN HZ. NESİBE

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap verebilirsiniz
® (¯`·.¸.->Anasayfa :: ® (¯´¯`·.¸¸.->İslami Konular :: ® (¯´¯`·.¸¸.->Sahabe-i Güzin Efendilerimiz-
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder